13 Ağustos 2010 Cuma

Kreatif ile Aksayan Arasındaki İnce Çizgi

Bilindiği gibi Galatasaray Rijkaard geldiğinden beri sisteme uygun Baros,Kewell gibi pek çok özel silahından yosun çıktığı maçların çoğunda bile 4-3-3 dizilişinden ödün vermeden oynamaya özen gösterdi.Bu maçların çoğunda ise ortaya çıkan futbol kısırlıktan öte sıkıntı verici bir yapının yansımasından öteye geçemediği gibi,yine çoğu takımı hedefi olan kupalardan uzaklaştıran sonuçlara gebe olmuştu.
Peki ama neydi o takımı tatsız,tuzsuz;ve hatta biraz da korkak bir anlayışa sürükleyen yapı.Sadece usta ayakların eksikliğ miydi,onu hüzünlü kılan.Bunun nedeni sadece takımın gol ve asist yükünü çeken oyuncularının sakatlığı olarak açıklanamaz.Zira kendisi gibi 4-3-3 ekolüyle oynayan Barcelona,Arsenal,Lyon gibi takımlar son yıllarda bu futbolu oynayacak 1 numaralı adamları eksik olsa bile çok bir kayıp vermeden kimisi güzel futbol oynarak,kimisi ise hem güzel oynayıp hem de çok önemli başarılar kazanarak yollarına devam ettiler.Peki o zaman ne gibi faktörler takımın etkili ve yaratıcı olmasını sekteye uğratıyor.Bunun cevabı ise takımda Arda,Kewel,Baros 3'lüsünden birinin bile eksik olması durumunda afallamasından geçiyor.Bu 3 isim bir arada oynadığında bilhazsa iç saha maçları rakipler için cehennem olurken,dış saha mçaları ise biraz dişli bir rakip görünce onlara rağmen yine zorlu geçiyordu.Bunun sebebi ise saha içinde güçlü mantaliteye sahip oyuncuların az olması,futbolcuların saha içi organizasyonun iyi olmayışı Arda,Baros,Kewell ve hatta Elano gibi oyuncuların düşündüklerini diğer futbolcuların uygulayamayışı veya düşünemeyişinde gizliydi aslında.Peki bu sezon neler getirdi.Keita gibi verimli olan(bilhassa iç saha maçlarında) bir oyuncu pas futboluna çok yatkın olmadığı için gönderildi bu iyi bir para kazanıldığı düşünüldüğünde taraftar için iç burkan bir hamle gibi gözükse de gittiği yer ve 4-3-3 sistemine uyum düşünüldüğünde uygun bir hamle olarak değerlendirilebilinir.Yerine gelen Pino ise henüz konuşmak için erken olmasına rağmen 20 dakikalık oynadığı 2 maçta 2 asist yaparken pas futboluna daha yatkınmış gibi gözüken bir oyun sergileyerek aslında Rijkaard'ın Galatasaray da yapmak istediği değişime yönelik bir devinime işaretti.Ancak onun sakatlığı durumunda yerine oynayacak oyuncunun 4-2-3-1 sisteminde oynadığı Beşiktaş yıllarından beri skora etki yapamayan yapısı bizim için bir handikap olarak göze çarpıyor.Bu aşama da Giovani Dos Santos 1 sene daha takımda kiralık olarak tutulabilirdi belki.
Gelelim 4-3-3'ün belkide en önemli yeri olan orta saha mevkisine.Bu alanda oynayan oyuncular geçen sene Elano-Mustafa Sarp,Barış Özbek,Ayhan Akman,Mehmet Topal ve zaman zaman Arda Turan'dı geçen sene çoğu zaman.Bu sene ise Arda'nın tekrar dan sol kanada monte edilmesiyle ve Mehmet Topal'ın satışı sonrası gelen Cana ile birlikte aslından çok da bir şey değişmedi.Tabi daha bu mevkiye en z 1 oyuncu alınacağı gerçeği de aşikar.Lorik Cana'nın 4-3-3 sistemine adaptasyon süreci ne kadar olacak bilinmez ama bunu 1 senedir bir türlü beceremeyen Mehmet Topal'dan daha kısa sürede tamamlayabileceği kesin gibi.Bu açıdan o mevkide 1 kademe daha güçlü olduğumuz söylenebilir.Zira geçen sene orada oynayan Topal iyi pas yapamadığı gibi rakibe de pek hamleli bir oyun oynamamıştı.Ama önünde oynayan Ayhan-Barış-Sarp 3'lüsü ise hala soru işareti.Elano'nun büyük ihtimalle satılacağı bir ortam da,yaşlandıkça git gide temposu düşen Ayhan'da bir kenara konulduğunda,enerjik olmasına rağmen pozisyon bilgisi ve saha içi pas trafiğine katkı sağlaması zor gözüken 2 oyuncu ile 4-3-3 oynamak biraz zor.Bu nokta da alt yapıdan yeni çıkan Emre Çolak hazırlanabilir.Ama bu bunu 1.5 senedir bunu bir türlü beceremeyen abilerini izleyerek değil biraz da alt yapı da bu sistemle 2 yıldır oynamaya çalışan kardeşlerinin yanında olabilir.Peki o zaman nasıl bu anlamsız ve aksayan futbol kaosundan çıkar Galatasaray?Ve 4-3-3'ün gereklerini yerine getiren bir takım haline dönüşür.Bu sorunun cevabı ise öncelikle yıllardı bu futbolu oynamış ve oynayamakta olan 1'i tam anlamıyla Box to Box diye tabir edilen,diğeri ise ofansif açıdan iyi ama defansif açıdan da Lincoln,Alex, gibi oyunculara göre çok daha fazla katkı verebilecek en az 2 oyuncunun transferinden geçiyor.Ayrıca defansta oyanayan ve iyi pas verebilme özelliklerine sahip olmasına rağmen ağırlığı ile dikkat çeken Neill'in yanına defansif özellikleri çok daha kuvvetli olan seri ve kademeli bir stoper daha ihtiyacı olduğu aşikar.Ama yine de bütün bu sorunlar halledilebilirse ve en önemlisi kulüp içinde iyi bir maya tutturulabilirse daha aydınlık bir gelecek bekliyor Galatasaray'ı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder